Kendimle Hesaplaşmalar

blog'a geri dön

5 yorum var - 21 Aralık 2007 12:30

..."diyebilmeyi çok isterdim" dediğinizi duyar gibiyim. Ancak çok da zor olmasa gerek. Buyrun şurdan deneyin:

Prof. Dr. Nusret Kaya anlatıyor;

"Sizlere psikoestetiği anlatacağım. Ruhsal güzellik demektir. İngilizce konuşan ülkelerde bile psiko ve estetik kavramları bir araya getirilmemiş. Şeklin ötesindeki güzellik demek. Şekilsel özelliklere çok takıntılı hale geldik. Bunu biraz daha açalım. Biz psikiatristlere, headdoctor, kafa doktoru, diyorlar. İyi bir kafa doktoru olmak için beyni iyi bilmek ve bildiğin şeyi de iyi anlatmak gerekiyor. Doktorlara hitap etmiyoruz. Dolayısıyla beyni çok basit olarak topluma mal etmek gerekiyor.

Bu anlamda alt beyin ve üst beyin diye ayırdığımızda pek çok kişi beynimizin fonksiyonlarının farkına varmaya başlar. Üst beyin; tıptaki karşılığı kortex. 1mm kalınlığında, beynimizin her iki yarım küresini kapsayan bir beyin bölümüdür. Ama bir zar gibi de düşünebilirsiniz. Doğada insan beynine benzeyen cevizdir. Cevizin kabuğunu, orantısal anlamda kortexe benzetebiliriz. Onunla düşünürüz, okuruz, yazarız, felsefe yaparız, para kazanırız. Ama insana ait megolomanik bir süreçle, başka canlılarda bu anlamda analiz ve sentez yapan bir kortex olmadığı için, tüm beynimizi üst beyin sanırız. En büyük yanılgıdır. Çünkü üst beyin sistemi zeka ölçerlerinin ölçtüğü beyin bölümü ki “IQ” kavramıyla tanımlanır; bilgisayarların taklit etmeye çalıştığı beyin bölümü, hani bir de Agatha Christie’nin cinayetleri çözen gri hücreleri. Yeni bir kavram çıktı şimdi de; “EQ” diyorlar. Yani duygusal katsayı anlamında.

İşte duygularımız alt beynin karmaşık fonksiyonlarından sadece bir tanesidir. Üst beyin %28, alt beyin %72 hücre kullandığı için, sadece üst beyinde yaşarsanız, alt beynin farkına varamazsınız ve dolayısıyla duygu derinliğinde duygularınızı idare edemediğiniz için hayatınızın pek çok bölümünde sıkıntıya düşersiniz. Peki bu sıkıntılardan kurtulmak için, alt beynimizin farkına varmak için ne yapacağız? Önce onun tanımlanmasını iyi yapacağız. Çünkü biliyoruz ki refleksif olarak bir beyin bölümümüz daha var; kalbimizi çalıştırıyor, bağırsaklarımız, nefeslerimiz. Biz buna otonom sinir sistemi diyoruz. Bir de alt beyinde ribonükleik asit molekülü yoluyla atalarımızdan geçmiş genetik bilgi şifreleri var.
Ve bütün bunları bir araya getirdiğimizde, alt beyin sistemi daha büyük hücre kullanacak elbette. Hatta pek çok felsefeye göre bir nevi mikrokozmos olacak. Biz niye bu mikrokozmosun farkında varıp da yararlanmıyoruz acaba?

Çünkü bu tanımladığımız üst beyin ve alt beyin sistemi arasında çelik bir duvar vardır. Klasik ekol "şuuraltı", ben de "ilkel libido seviyesi" diyorum. Diyorum çünkü, bunların çoğu seksüel içerikli takıntılardan oluşuyor. Eğer bu takıntılarımızı halledemezsek, sadece üst beyinde yaşarız. Yaşasın kortex! Üst beyinsel olarak dış dünya, para, bilim, teknoloji çok ilgimizi çekmeye başlar... Sadece gördüğümüz şeyleri görürüz. Oysaki bundan 600 yıl kadar önce Mevlana Mesnevisinde; ‘hiçi bulun, gönül gözünüz açılsın’ demiş. Yani üst beni sıfırlayın, üstteki beni bu kadar önemsemeyin. Zaten çok önemsediğinizde, egosantrik, bencil olursunuz.

Üst beynimiz analiz ve sentez yapmaya devam etsin, çünkü zekanın göstergesi olan IQ da önemli. Ama alt beynin farkına varalım. Nasıl olacak? Önce o çelik duvarı kaldıracağız. Seksüel içerikli takıntılarımızı. Bu anlamda baktığımızda üç önemli faktörün özellikle toplumumuzu takıntılı hale getirdiğini anlıyoruz.

Birincisi; masum gibi görünen beraber uyku uyuma alışkanlıklarımız. Neden? Uykuyu üst beyin uyur. Alt beyin uyumaz. Kalbi çalıştıracak, organları çalıştıracak. Seks iç güdüsü nerdeydi? Alt beyinde. Yani yanındakinin anne, baba, bacı, kardeş olduğunu bilen üst beyin uyur, bunları bilmeyen alt beyin sistemi uyanıktır. Dolayısıyla kimin yanında uyuyorsan, o sex içgüdüsü aktarır. Ne oldu? Masum bir alışkanlık yüzünden aşırı alt beyinsel sex iç güdüsüyle ilgili takıntılarımız çıktı. Almanya’da yasaktır. Çocuğu anne babanın yanında 6 aydan itibaren uyutmazlar. Kişiliği gelişmez derler. biz buradan gaddarlık sayarız...

İkinci önemli faktör sık doğumlar. Eğer sık doğuruyorsa bir anne, birer sene aralıklarla doğuruyorsa, sadece birinci kurtarıyor, diğerleri kurtaramıyor. Neden? Çünkü düşünün, kucağında bebe emziriyor, o bebe 3 aylıkken ikinciye hamile... üst beyin koca ve Allah korkusuyla ister gibi davranır ama alt beyin hazır değildir, kadının rahmi hazır değildir. Daha rahme düştüğü andan itibaren 9 ay ”istenmeyen canlı” alt beyin takıntısı olur. İlginçtir, Oğuz Türkleri zamanında bunu yakalamışlar. Birinciye ak kemik, geri kalanlarına kara kemik. Anadolu’ya gidin, hakikaten de ak kemiklerin sayısı çok az, kara kemiklerin sayısı çok fazladır. Çünkü ardı ardına doğurup dururlar. Yaşasın rahim. Niye yaşasın rahim öğretisi? Niye topraklarımızın ismi bile Anadolu? Yani rahim dolu.

Vaktiyle bu topraklarda Ana Kraliçeye tapmışlar. O zamanlar erkeğin dölleyici rolü bilinmiyor. İlişkiler kim kime dumduma. İnsanların kafalarına göre kadın durup dururken karnı şişiyor ve içinden canlı çıkarıyor. Tanrı sanmışlar. farkettiniz mi, tek tanrılı dinler hep rahime karşıdır. Öğreti rahim yaratmadı, ‘Tanrı yarattı’dır. Hatta sanırız ki Müslümanlık serttir kadınlara. Hayır. Mesela Hıristiyanlık nasıl yapmıştır kutsal üçlemesini? Baba, oğul ve kutsal ruh. Rahim dışlanmıştır. Çünkü üst beyinde örtünse de bir kadın, rahim kaynaklı libido yani cinsel enerji kullanıyorsa ben yarattım kabul eder. Ama bunun geri kökeni erken boşalmalı erkeklere bağlıdır. Çünkü kadının karmaşık yapısının temeli libido, yani cinsel enerji, yani yaşam enerjisini üç organında birden kullanma özelliğine sahiptir. Bebeklikte ve kızlıkta klitoris kullanır. Mastürbasyon şartı yok. Annesi altını değiştirirken uyarılır daha.

Kadınlıkta dişilik kodu olan vajinayı yani vajinal orgazmı öğrenerek kullanması gerekirken kadınlarımızın bir çoğu bunu bilmez. Dişi kodları kapalı kalır. Ve yaşasın rahim. Rahim koduna yönelirler. Onlar suçlu değil. Esas güçleri dişi koduyken, belki de biz erkekler yetersizliğimizi kapatabilmek için kadının dişiliğini baskı altında tutmuşuz. Buna bağlı olarak da maalesef çocuk alt beyinli adamlar çoktur. Niye?

Eğer bir kadın dişi kodunu kapatır yani vajinal orgazmı öğrenmezse, rahim kodunu kullanırsa, doğurduğu erkek çocukları alt beyinsel anlamda çocuk kalır, büyümezler. Örnekleri vardır. Bir takım insanlar bunu anlamış, “içinizdeki çocuğu sevin” diye yazılar yazıyorlar. Ama yanlış. Madem ki içinizdeki çocuğu yakaladınız onu büyütün demeleri gerekiyordu.

IQ, okumak ve yazmakla gelişebilir. Neden? Kortexdeki hücre sayıları artmaz, ama hücreler arası bağları arttıran okuyup yazmaktır. Kuran bunu yakalamıştır. Mükemmel bir kitap. Bir numaralı ayeti “okuyun” diye başlar. Peki siz okuyup yazmadınız, üst beyniniz çocuk kaldı, güçlü rahim etkileriyle alt beyin de çocuk. O zaman çocuk beyinli bir toplum, kolay kandırılan ve bağımlı, özgün olamayan bir toplum olduk.

Çocuk alt beyinli bir adamın üst beyni ne kadar gelişirse gelişsin IQ yüksek, EQ düşük. Yani zekasal katsayı yüksek, duygusal katsayı düşük. Hayat boyu çatışma demek. İçimizdeki çocuğu büyütmenin yolunun çok basitçe eşlerimize ve çocuklarımıza vajinal orgazmı öğretmek olduğunu anlayabildik mi? Ve bunun için erken boşalmamız varsa çaresini bulmamız gerektiğini? Erken boşalma sorunun varsa nasıl öğreteceksin?

Kadın, ya klitorisin karanlık gücünü yada rahmin karanlık gücünü kullanmaya itilecek. Kapıyı, vajinayı geçiniz. Öğrensinler. Dişi gücünde, Yin gücünde, İsis gücünde yükselsinler. Bundan ürkmeyin. Çünkü tek eğitici kadındır. rahme düştüğü andan itibaren bebeğin alt beyninin öğretimleri, kadının alt beynindedir. Eğer kadının dişi kodunu kapalı tutarsak rahmine düşen çocuklar kız-erkek yetersiz olacaklardır.

***

Şimdi bunların dışında bir şey anlatacağım. Çok masum gözüküyor. Örneğin çocukluktan itibaren tuvalet terbiyesi alışkanlıklarımız. Annelerimizin bir çoğu bunu bilmez. Bir kız çocuğunun klitorisi pipi yerine geçeceğinden onunla fazla uğraşmayın. Bir erkek çocuğun anüsü yani poposu da ters bir koda sebep olduğu için fazla uğraşmayın. Çocukları 2 yaşın önünde sünnet edeceksiniz. Yani kortexin kurulma yaşının önünde. Aksi taktirde pipi kesimi korkusu denilen korkuya sebep olursunuz.

Bu korkuyu sertleştirdiğinizde çocuk erken boşalmalı olur. pipisi kesilecek sanır penis vajinaya girdiğinde ve bir an önce işini bitirip çıkmak ister. Tabi ki erken boşalmalı olunca eşine vajinal orgazmı öğretemeyecektir...

Ben istiyorum ki tüm Anadolu insanları rahim olmasınlar. Gelişmiş insanlar olalım. Kadınlar vajinayı öğrenirse, toplumsal bir güç, rüzgar vajina, dişi gücü olur ve erkekler de, o çocuk alt beyinlerini büyütmeye, rahman koduna doğru, beyaz enerjiye doğru büyümeye başlarlar.

Biz danışanlarımıza rüya analiziyle yardımcı oluyoruz. Çünkü seksüel içerikli takıntılarımız rüya dilinde kuş dilinde, evrenin sembol dilinde bize derdini rüyalarda anlatılır. Yani rüyalar, eğer analizi bilen bir otörse, kişi üst beyine tercüme edilirse, beynimizi takıntılardan kurtaran muhteşem bir güçtür. Rüya analizi; rüya yorumu, rüya tefsirinden çok farklıdır ve muhteşem iyileştirici bir gücü vardır.

Önce ilkel libido seviyesindeki takıntıların farkına varırız ki, ben 10.000’den fazla rüya analizi yapmış bir hekimim, ve bunların farkına vardığımızda bunları hallederiz.Kadın vajinal orgazmı öğrenerek dişi gücüne uğraşır. Erkek çocuk alt beyini büyüdükçe boşalma kontrolünde ustalaşarak eşiyle hakiki bir Yin-Yang dengesi kurar dişi güç, iril güç dengesi kurar ve herkesin enerjisi beyazlaşmaya başlar..."

Profesör Doktor Nusret Kaya

yine uçmuş nusret amca.
iyileşme kitabını okumuştum da gerçekten farklı ilginç yaklaşımları var.

http://www.youtube.com/swf/l.swf?video_id=ibjkcTj-nEU&rel=1&eurl=&iurl=http%3A//img.youtube.com/vi/i

Donnie  22 Aralık 2007 09:11  

belki de insan ırkını kurtaracak adam budur, diyorum bazen kendi kendime... bütün gözlerimizin açılması lazım bir an evvel...

Moira  22 Aralık 2007 15:50  

tum gozlerim acildi hatta bole oldu OoOo^OoOo

outlaw  28 Şubat 2008 10:45  

tum gozlerim acildi hatta bole oldu OoOo^OoOo

outlaw  28 Şubat 2008 10:46  

senin gözlerin açıldıysa tamamdır alper, hepimiz kurtulduk demektir :P

Moira  01 Mart 2008 09:35